Morto Koyu, Gelibolu Yarımadası’nın en bilinen duraklarından biri. Ancak koyun batısına doğru ilerledikçe bu bilinirlik yerini sessizliğe bırakıyor. Kısa yürüyüşlerle ulaşılan bu bölgede, tabelası olmayan ve haritalarda adı geçmeyen küçük koylar bulunuyor. Tam da bu yüzden, burası kalabalıktan kaçmak isteyenlerin gizli rotası hâline gelmiş durumda.
Bu isimsiz koyların sahilleri genellikle taşlık ve kayalık. Bu yapı sayesinde deniz son derece berrak ve temiz kalıyor. Sabah erken saatlerde denizin içi net bir şekilde görülebiliyor. Şnorkelle yüzmek isteyenler için balıkları ve su altı dokusunu keşfetmek oldukça keyifli.
Batıdaki bu küçük koylarda herhangi bir işletme bulunmuyor. Şezlonglar, müzik sesleri ya da kalabalık gruplar yok. Gün boyunca sadece dalga sesi ve rüzgârın kayalıklara çarpan uğultusu duyuluyor. Kitap okumak, düşünmek ya da sadece denizi izlemek için ideal bir ortam sunuyor.
Güneşin Ege Denizi’ne doğru batışı, bu koylarda çok daha etkileyici bir hâl alıyor. Kalabalık olmadan gün batımını izlemek isteyenler için eşsiz manzaralar sunuluyor. Fotoğraf çekmeyi sevenler için sade ama güçlü kareler yakalamak mümkün.
Morto Koyu’na araçla ulaştıktan sonra batı yönünde yürüyerek devam ediliyor. Patika yollar zaman zaman engebeli olabildiği için rahat ayakkabılar tercih edilmeli. Bu koylarda hiçbir tesis olmadığı için su, yiyecek ve güneşten korunma ekipmanlarını önceden yanına almak önemli. Doğayı korumak adına çöplerin mutlaka geri götürülmesi gerekiyor.
Morto Koyu’nun batısındaki isimsiz koylar, Gelibolu Yarımadası’nın hâlâ keşfedilmeyi bekleyen sakin yüzünü görmek isteyenler için özel bir deneyim sunuyor.
he whimsically named Egg Canvas is the design director and photographer in New York. Why the nam