Gelibolu Yarımadası’nın Ege kıyısında, kalabalık rotaların biraz dışında kalan Kocadere Koyu, hem tarih hem de doğa ile baş başa kalmak isteyenler için özel bir durak. Adını, yukarılardan denize doğru uzanan Kocadere Vadisi’nden alan bu koy, gösterişten uzak ama etkileyici bir atmosfere sahip.
Koyun çevresi, Çanakkale Savaşları’ndan izler taşıyan vadiler ve tepelerle çevrili. Bu yüzden burada denize girerken sadece serin sularla değil, aynı zamanda geçmişin sessiz tanıklığıyla da karşılaşıyorsun. Kocadere Koyu’nda zaman yavaşlıyor, kalabalık yerlerin gürültüsü yerini dalga seslerine bırakıyor.
Deniz genellikle berrak ve serin. Taşlık yapısı sayesinde su oldukça temiz kalıyor; özellikle sabah saatlerinde görüş mesafesi çok yüksek oluyor. Şnorkelle yüzmek isteyenler için balıkları izlemek keyifli bir deneyim sunuyor. Plajda şezlong, kafe ya da yüksek sesli müzik yok. Yanına ne alırsan, günün de onunla geçiyor.
Kocadere Koyu, daha çok bölgeyi bilen gezginlerin ve yerel halkın tercih ettiği bir yer. Bu da koyun doğal yapısının korunmasını sağlamış. Günübirlik yüzme molaları kadar, sakin bir yürüyüş ya da deniz kenarında uzun bir mola için de ideal.
Buraya gelirken hazırlıklı olmak önemli. Yiyecek, su ve güneşten korunmak için gerekli ekipmanları önceden temin etmek gerekiyor. Ayrıca tarihi bir bölgede bulunulduğu için çevreye saygılı olmak, doğayı ve sessizliği korumak büyük önem taşıyor.
Kocadere Koyu, Gelibolu Yarımadası’nın sadece tarih kitaplarında değil, doğasında da ne kadar derin bir hikâye barındırdığını hatırlatan yerlerden biri. Eğer yolun bu taraflara düşerse, tabelasız bir sapaktan inip bu sessiz koyda durmayı ihmal etme.
he whimsically named Egg Canvas is the design director and photographer in New York. Why the nam